Eski bir rüya gibi hatırlıyorum seni
hayatta hiçbir şeyi olmayan bir insan olmak kolaydır çünkü gerçekten yaşamak insanın ruhundan esnemeyen parçalar koparır bunun yanı sıra bazılarının hayatı öyle değersizdir ki unutmaktan korkmazlar bu durum da bir çeşit yokluktur unutmaktan korkmayan ötekileştirilemeyen bu insanlar içinde ya hiç bağ kurmamış ya da ölü bir ruh vardır
böylesine yoksul insanları bazen tanıyabiliyorum boyundurukları sebebiyle hevessizlikten solmuş gözleri asla gökyüzünü göremiyor terleten elbiselerindeki izler hayatlarının tek kanıtıymış gibi yaşıyorlar
kimsenin beni hatırlamadığı eski bir rüya hatırlıyorum
çocukluğumdan beri birisi rüyasını anlattığı zaman içimi garip bir his kaplar karşıdakinin hayal gücünden değil de onun bile bilmediği ayrı bilincinden ürperirim çünkü ben de bilirim benim içimde de ayrı bir ben vardır
içimdeki bu benlik olayları görür ama sanki öyle olağanüstü bir güçtür ki laf etmez bütün detaylarını sindirir ve bir yazar gibi susar ben bu yazıyı yazarken içimdeki yazardan da bahsediyorum biraz da
bir gece rüyamda herkes beni unutmuştu daha doğrusu her ruh beni unutmuştu beni bilen bedenler hala benimleydi hala benimle beraber geziyorlardı dostlarım sevgilim ankaranın evleri tüm gerçekliğiyle oradaydı
dostlarım yanımdaydı kızılaydaydık sabah vakti yürüyorduk bir rüya olmasına rağmen soğuğu tedirginliği ve kaldırımları hissedebiliyordum arkadaşlarımsa beni tamamen unutmuştu kişiliğimi bilmiyorlardı nerden geldiğimi nasıl yaşadığımı...neden bana yanlarında turlamama izin verdiler bilmiyorum sanki hafıza kaybı yaşayan bir toplum vardı karşımda kusuru yine kendimde aramıyordum
yürüdükçe bir şeylerin yanlış olduğunu anladım adımı bile bilmiyorlardı ben neden böyle soyutlaştığımı sorgularken birden kendimi gece vakti bir balkonun kenarındaki ağaç kovuğuna bakarken buldum
gecemi tozlu ağaç kovuğunun içinde ağlamaktan dağılmış ve sonra da uykuya dalmış şekilde geçirdim uyandığımda balkondan aşağı itilip evden kovuldum
ve ölmedim
rüyada olduğumu hissettiğim an buydu sokaktaki ilk arabaya girdim içerisinde dostlarım vardı bağırdım onlara beni bu rüyadan çıkarmaları için ağlayarak bağırdım dizlerine kapandığım dostuma
bana vurup beni uyandırmalıydı bu bir rüya diyordum ama sanki o bunu duydukça dayanılmaz bir acı çekiyordu dayanamayacak bir noktaya gelmişti sahte kimliği ortaya çıktıkça derisi yüzülüyordu sanki
ve sonra çektiği acıyı bana tattırmak için yüzüme tokat attı ya da belki de beni uyandırıp değersiz bilincine son vermek istedi bana küçük bir acı vererek intihar etti
uyandım
hala hatırlıyorum